KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2015/25058 E., 2016/2112 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Şubat 2016
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma
Karar Metni
655 kelime·3 dk okuma
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen hükmün; bozulmasına dair Dairemizin 15.09.2015 gün ve 28194-15956 sayılı ilamıyla ilgili karar düzeltme isteminde bulunulmakla, evrak okundu, gereği düşünüldü; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de, bu Kanuna 6217 sayılı Kanunla ilave edilen geçici 3. maddenin (1.) bendinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun kanun yollarına ilişkin hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı hükme bağlandığından, karar düzeltme talebinin incelenmesi gerekmiştir.
1-Mahkemece; boşanmaya sebep olan olaylarda davalı-davacı kadının tam kusurlu olduğu kabul edilerek davacı-davalı erkeğin davasının kabulü, davalı-davacı kadının davasının ise reddi ile tarafların boşanmalarına karar verilmiş, taraflarca her iki dava yönünden temyiz olunan hüküm, Dairemizin 15.09.2015 tarih ve 2014/28194 esas, 2015/15956 karar sayılı ilamı ile "Delil gösteren taraf, karşı tarafın açık izni olmadıkça, o delile dayanmaktan vazgeçemez (HMK m. 196).
Davacı-davalı erkeğin dinlenilmelerinden vazgeçtiği tanıkları ... ve ...'ın dinlenilmelerinden vazgeçilmesine davalı-davacı tarafça izin verilmemesi nedeniyle adı geçen tanıkların Hukuk Muhakemeleri Kanununun 240 ve devamı maddeleri uyarınca dinlenmesi ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek gerçekleşecek sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir" gerekçesiyle bozulmuş, taraflarca Dairemiz bozma ilamına karşı karar düzeltme talebinde bulunulmuştur.
Dairemiz bozma ilamında yer alan açıklamalara göre, davacı-davalı erkeğin tüm, davalı-davacı kadının ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan Dairemiz bozma ilamına ilişkin karar düzeltme itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Her iki tarafında delil listesinde yer alan, davalı-davacı kadının dinlenilmesinden açıkça vazgeçmediği tanık ..., yapılan tebligata rağmen 17.06.2014 tarihli duruşmaya gelmemiş, takip eden 02.09.2014 tarihli celseye katılması için adına çıkarılan davetiyenin bila tebliğ iade edilmesi üzerine mahkemece, "tanığın 13 yaşında olması, daha önceki duruşmalarda süre verilmiş olmasına rağmen mahkeme salonunda hazır olmadığı, tanığa çıkan davetiyenin bila tebliğ döndüğü ve dosyanın geçirmiş olduğu safahat ile usul ekonomisi göz önüne alınarak dinlenilmesinden vazgeçilmesine" karar verilmiştir.
Tanık listesinde adres gösterilmemiş veya gösterilen adreste tanık bulunmamışsa tarafa adres gösterilmesi için, işin niteliğine uygun kesin süre verilir. Bu süre içinde adres gösterilmez veya gösterilen yeni adres de doğru değilse, bu tanığın dinlenilmesinden vazgeçilmiş sayılır (HMK m. 240/3).
Bu tanık yönünden Hukuk Muhakemeleri Kanununun 241. maddesi koşulları oluşmadığı gibi, taraflara tanıkları duruşmada hazır etme yükümlülüğü de yüklenemeyeceğine göre, mahkemece bu tanığın dinlenilmesini isteyen davalı-davacıya tanığın adresini bildirmesi için kesin süre verilmeli ve sonucuna göre işlem yapılmalıdır. Bu usulü işlem yapılmadan eksik soruşturma sonucunda yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır.
O halde, mahkeme hükmünün, "davacı-davalı erkek tarafından dinlenilmelerinden vazgeçilen ancak davalı-davacı kadın tarafından dinlenilmelerinden vazgeçilmesine izin verilmeyen tanıklar ... ve...'ın Hukuk Muhakemeleri Kanununun 240 ve devamı maddeleri uyarınca dinlenmeleri ile tanık ... ile ilgili olarak da yukarıda açıklanan usuli işlemlerin yapılması ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek gerçekleşecek sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerektiği" değişik gerekçesi ile bozulması gerekir.
Ne var ki ilk incelemede, bu durum gözden kaçırılmış ve hüküm yukarıda belirtilen gerekçe ile bozulmuştur. Açıklanan sebeplerle. Dairemizin temyiz incelemesi sonucu verilen 15.09.2015 tarih ve 2014/28194 esas, 2015/15956 karar sayılı bozma ilamının kaldırılarak hükmün yukarıda belirtildiği üzere değişik gerekçe ile bozulmasına karar vermek gerekmiştir (HUMK m. 440-442).
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/25058, K. 2016/2112, 8 Şubat 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama