KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2015/26795 E., 2016/11902 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Haziran 2016
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma
Karar Metni
382 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı kadın tarafından her iki dava yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 20.06.2016 günü temyiz eden davalı-karşı davacı ... vekili Av..... ve karşı taraf davacı-karşı davalı ... vekili Av. ... geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Mahkemece boşanmaya sebep olan olaylarda "davalı-karşı davacı kadının eşine hakaret içerikli söz ve davranışlar sergilediği, eşine psikolojik şiddet uyguladığı, davacı-karşı davalı erkeğin de eşine haber vermeksizin evini terk ettiği, kadının ağır kusurlu olduğu" gerekçesiyle davacı-karşı davalı erkeğin davasının kabulü ile tarafların Türk Medeni Kanununun 166/4. maddesi gereğince boşanmalarına ve davalı-karşı davacı kadının davasının ise reddine karar verilmiştir.
Önceki boşanma davasının davacı-karşı davalı erkek tarafından açıldığı, davanın "şiddetli geçimsizliğin varlığı ve davalının kusuru ispatlanmadığı" gerekçesiyle reddedildiği, ret kararının kesinleşmesinden başlayarak üç yıl geçtiği, bu süre içinde ortak hayatın yeniden kurulamadığı anlaşılmaktadır. Fiili ayrılık süresi içinde de davalı-karşı davacı kadının bir kusuru ortaya konulamamıştır.
Önceki boşanma davasının reddine ilişkin karar, o davaya kadar davalı-karşı davacı kadının boşanmayı gerektirecek bir kusurunun bulunmadığı konusunda kesin hüküm teşkil eder. Bu kesin hükmün varlığı karşısında, önceki olaylardan dolayı davalı-karşı davacı kadın artık kusurlu sayılamaz.
Yapılan soruşturma, toplanan delillerle davacı-karşı davalının eşine haber vermeksizin evi terk ettiği ve evin doğalgaz, elektirk aboneliklerini kapattırdığı, bu suretle birlikte yaşamaktan kaçındığı'" anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davalı-karşı davacı kadın da dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, davalı-karşı davacı kadının boşanma davasının da kabulü ile boşanmaya (TMK m. 166/1) karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile karşı davanın reddi doğru bulunmamıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/26795, K. 2016/11902, 20 Haziran 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama