KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2015/26876 E., 2017/4960 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Nisan 2017
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
Karar Metni
308 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Tebligat Kanununun 20. ve 6099 sayılı Kanunla değişik 21/1. ve özellikle bu Kanunun uygulanmasına dair Yönetmeliğin 30. maddesi uyarınca: adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir.
Gösterilen koşul geçerlilik koşuludur. Davalı erkeğe dava dilekçesi tebliği Tebligat Kanununun 21/1. maddesine göre yapılmış ancak tebliğ mazbatasında davalının evde olmadığını beyan eden komşunun ismi yazılmamıştır. Tebliğine ilişkin mazbatada komşunun imzası bulunmadığı gibi imzadan imtina ettiğine dair de bir açıklama da yoktur. Bu haliyle davalıya dava dilekçesinin tebliği geçersizdir.
Davalı öğrendiğini beyan ettiği tarihte cevap vermiş ve delillerini bildirmiş olduğu halde mahkemece cevap dilekçesi süresinde kabul edilmeyerek tanık dinletme talebi reddedilmiştir.
O halde, mahkeme yapılacak iş; dilekçelerin karşılık verilmesi aşaması tamamlandıktan sonra ön inceleme duruşma gününün tebliği, bundan sonra tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların tespiti (HMK m. 140) taraflarca üzerinde anlaşılamayan ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar için usulüne uygun şekilde delil gösterildiği taktirde tahkikat aşamasına geçilerek gösterilen deliller toplanıp, birlikte değerlendirilerek bir sonuca ulaşmaktan ibarettir.
Açıklanan bu hususlara riayet edilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi hukuki dinlenilme hakkının (HMK m. 27) ihlali niteliğinde olup, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/26876, K. 2017/4960, 27 Nisan 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama