KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2015/4074 E., 2015/18211 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Ekim 2015
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Dava türü
- Boşanma-Ziynet Alacağı-Çeyiz Eşyasının İadesi
Karar Metni
425 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı kadın tarafından (katılma yoluyla) maddi tazminat, ziynet alacağı ve çeyiz eşyası taleplerinin reddi ile vekalet ücreti yönünden; davalı erkek tarafından ise kusur belirlemesi, davacı yararına hükmolunan nafakalar ve manevi tazminat yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Katılma yoluyla temyiz isteği asıl temyiz isteğine sık sıkıya bağlıdır. Davacı eşin ziynet ve çeyiz eşyalarına ilişkin bir temyizi bulunmamaktadır. Bu durumda davacının katılma yoluyla ziynet çeyiz eşyası alacağı davasının reddine yönelik temyiz isteği incelenemeyeceğinden katılma yoluyla temyiz isteğinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davalının tüm temyiz itirazları yersizdir.
3-Davacının maddi tazminat ve vekalet ücreti yönünden temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
a)Türk Medeni Kanununun 174/1. maddesi mevcut veya beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz ya da daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceğini, 186. maddesi, eşlerin evi birlikte seçeceklerini, birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve mal varlıkları ile katılacaklarını öngörmüştür.
Toplanan delillerden boşanmaya sebep olan olaylarda maddi tazminat isteyen eşin diğerinden daha ziyade ve eşit kusurlu olmadığı anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu bu eş, en azından diğerinin maddi desteğini yitirmiştir. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi (TMK m. 4, TBK m. 50 ve 52) dikkate alınarak davacı yararına uygun miktarda maddi tazminat verilmelidir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.
b-Mahkemece, tarafların Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesi uyarınca boşanmalarına karar verilmiştir. Taraflar adli yardımdan yararlandıkları gibi, kendilerine ilgili baro başkalığınca adli yardımdan avukat görevlendirilmiştir. Bu durumda, davada haklı çıkan ve kendisini vekille temsil ettiren yararına vekalet ücretine hükmolunur. Davacı vekilinin ilgili baro tarafından görevlendirilmiş bulunması vekalet ücreti takdir edilerek bunun hâzineye verilmesini gerektirmez. Durum böyleyken; mahkemece davacı yararına hükmedilen vekalet ücretinin davalıdan alınarak, hâzineye gelir olarak kaydedilmesi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/4074, K. 2015/18211, 13 Ekim 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama