KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2015/8489 E., 2015/22402 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Kasım 2015
- Mahkemesi
- İstanbul 14. Aile Mahkemesi
- Tarihi
- 18/12/2014
- Numarası
- 2013/135-2014/922
Karar Metni
318 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından; yoksulluk nafakası ve maddi tazminatın miktarı ile manevi tazminatın reddi yönünden, davalı erkek tarafından ise; davacı kadın yararına yoksulluk nafakası ve maddi tazminata hükmedilmesi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı erkeğin tüm, davacı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Mahkemece davalı erkeğe yüklenen kusurlu davranışlar yanında, davalı erkeğin davacı kadına yönelik "sen kadın mısın, benimle evlenmeden önce de hayat kadınıydın, şu anda da aynı şeyleri yapıyorsun, seni bırakacağım, başka biri ile olup evlat sahibi olacağım, sen çocuğuna bakamazsın" şeklinde sözler söylediği de yapılan yargılama ve toplanan delillerle kanıtlanmıştır. Davalı erkekten kaynaklı bu eylemler davacı kadının kişilik haklarına saldırı niteliğindedir.
Türk Medeni Kanununun 174/2. maddesi, boşanmaya sebebiyet vermiş olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Toplanan delillerden evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davacı kadın ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmaktadır.
O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK md. 4, TBK md. 50, 51, 52, 58) dikkate alınarak davacı kadın yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/8489, K. 2015/22402, 26 Kasım 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama