KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2015/8590 E., 2015/22523 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Kasım 2015
- Mahkemesi
- ...Aile Mahkemesi
Karar Metni
325 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı-davacı erkek tarafından kadının davasının kabulü, kusur belirlemesi, nafaka ve velayet yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-davacı erkeğin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Mahkemece davalı-davacı erkeğin sözlü ve fiziki şiddet uyguladığı kabul edilerek kusurlu olduğu gerekçesiyle davacı-davalı kadının davasının kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan soruşturma ve toplanan delillerden, davalı-davacının bu eyleminin dava tarihinden sonra gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Her dava açıldığı tarihe göre değerlendirileceğinden davalı-davacı erkek tarafından dava tarihinden sonra gerçekleştirilen bu eylem davalı-davacıya kusur olarak yüklenemez ve hükme esas alınamaz. Güven sarsıcı davranışlarda bulunan davacı-davalı kadın tamamen kusurludur. Açıklanan sebeplerle davacı-davalı kadının boşanma davasının reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulü doğru olmamıştır.
3-Yukarıdaki bentte açıklanan sebeplerle boşanmaya sebep olan olaylarda davacı- davalı kadın tamamen kusurludur. Tamamen kusurlu eş yararına yoksulluk nafakasına hükmedilemeyeceği nazara alınmadan davacı-davalı kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmedilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir
4-Türk Medeni Kanununun 174/2. maddesi, boşanmaya sebebiyet vermiş olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Toplanan delillerden evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davalı-davacı erkeğin ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK m. 4, TBK m. 50, 51, 52, 58) dikkate alınarak davalı-davacı erkek yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/8590, K. 2015/22523, 30 Kasım 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama