KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2016/10081 E., 2018/841 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Ocak 2018
Karar Metni
323 kelime·2 dk okuma
...
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından her iki dava ve fer'ileri yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1- Davacı-karşı davalı erkeğin 24.03.2016 tarihli dilekçesi, kadının davasının kabulü yönündeki temyiz talebinden feragat niteliği taşıdığından, davacı-davalının temyiz dilekçesinin, davalı-karşı davacı kadının boşanma davasının kabulü yönünden feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Diğer temyiz sebeplerine hasren yapılan incelemeye gelince:
a) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı-karşı davalı erkeğin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
b) 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinin (2.) fıkrasında, hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden herbiri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği, aynı Kanununun 298. maddesinin (2.) fıkrasında da, gerekçeli kararın, tefhim edilen hükme aykırı olmayacağı hükme bağlanmıştır.
Bu düzenlemeye göre; dava dilekçesi, bilirkişi raporu gibi herhangi bir belgeye atıf yapılarak hüküm kurulamaz. Gerek tefhim edilen ve zabıtla belirlenen kararda, gerekse buna uygun düzenlenmesi zorunlu gerekçeli kararda hüküm altına alınan eşyaların cins, nitelik miktar ve değerlerinin ayrı ayrı gösterilmesi ve taraflara yüklenen borç ile tanınan hakkın infazda güçlük çıkarmayacak biçimde belirtilmesi gerekir.
Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde ziynetlerin tek tek bedelleri belirtilmeden hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
....
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/10081, K. 2018/841, 22 Ocak 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama