KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2016/11541 E., 2018/2753 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Şubat 2018
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Boşanma
Karar Metni
303 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı erkek tarafından; kusur belirlemesi, tazminatların reddi ve nafakalar yönünden, davalı-davacı kadın tarafından ise; erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, tazminatların reddi ve nafakaların miktarı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı-davalı erkeğin tüm, davalı-davacı kadının ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Mahkemece, taraflar eşit kusurlu oldukları kabul edilerek boşanmalarına karar verilmiş ise de yapılan yargılama ve toplanan delillerden davacı-davalı erkeğin eşine fiziksel şiddet ve hakaret eylemlerinde bulunduğu, birlik görevlerini yerine getirmediği, davalı-davacı kadının ise güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre, boşanmaya sebep olan olaylarda her iki taraf da kusurlu olmakla birlikte davacı-davalı erkeğin daha fazla kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Hal böyle iken, tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
3-Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceği gibi, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan ayrıca manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini de isteyebilir (TMK m.174/1-2). Yukarıda 2. bentte açıklanan sebeplerle davalı-davacı kadının maddi ve manevi tazminat (TMK m.174/1-2) taleplerinin reddi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/11541, K. 2018/2753, 28 Şubat 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama