KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2016/11558 E., 2018/2290 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Şubat 2018
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Boşanma
Karar Metni
268 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından tazminatların miktarı yönünden; davalı erkek tarafından ise tamamına yönelik olarak temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Davalı erkeğin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı erkeğin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
b)Toplanan delillerden davacı kadının, sigortalı olarak çalışmakta iken, işten kendi isteği ile ayrıldığı anlaşılmaktadır. Davacı kadın zaruri bir nedenle işten ayrıldığını kanıtlayamamış olup, işten kendi isteği ve zaruri bir sebep olmaksızın ayrılan kadın yararına yoksulluk nafakası hükmedilemez. O halde, davacı kadının yoksulluk nafakası (TMK m. 175) talebinin kabulü doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
2-Davacı kadının temyizinin incelenmesine gelince;
Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat azdır. Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanununun 50 ve 52. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK m. 174/1) ve manevi (TMK m. 174/2) tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/11558, K. 2018/2290, 21 Şubat 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama