KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2016/12129 E., 2018/2186 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Şubat 2018
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Dava türü
- Boşanma
Karar Metni
289 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı erkek tarafından, kusur belirlemesi, kadın lehine hükmolunan tazminat ve nafakalar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı erkeğin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Yoksulluk nafakası boşanma kararının kesinleşmesi ile hüküm ifade eder. Bu itibarla, boşanma kararının kesinleşmesinden geçerli olmak üzere yoksulluk nafakasına hükmolunması gerekirken infazda tereddüt yaratacak şekilde "nafakanın başlangıç tarihinin karar tarihi olan 02.03.2016 tarihi olarak belirlendiği" belirtilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
3-Boşanma sebebiyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için boşanmaya sebep olan olayların tazminat talep eden tarafın kişilik haklarını zedelemiş olması zorunludur (TMK m.174/2). Boşanmaya sebep olan olaylar bu nitelikte değilse manevi tazminata hükmedilemez.
Yapılan yargılama ve toplanan delillerden davacı erkeğin "davacının kızının ailesi ile tarafların evinde ikamet ettiği, davalının bu duruma başlarda rıza göstermiş olsa da zamanla davacının kızı ve ailesi ile birlikte yaşamaktan rahatsız olduğu ve ayrı bir eve çıkmak istediği, davacının ise bu isteği kabul etmeyip kızının yanlarında yaşayacağını belirttiği" anlaşılmış, erkeğin eşine karşı olan bu eylemleri kadının kişilik haklarına saldırı niteliğinde değildir.
Kadının kişilik haklarına saldırı olarak görülebilecek başkaca bir eylemi ispatlanamamıştır. Bu husus nazara alınmadan davalı kadın yararına manevi tazminata hükmedilmesi doğru bulunmamıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/12129, K. 2018/2186, 20 Şubat 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama