KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2016/1215 E., 2017/5940 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Mayıs 2017
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
Karar Metni
332 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı kadın tarafından; erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, reddedilen manevi tazminat talebi, lehine verilen nafaka miktarı ile kişisel ilişki yönünden, davalı-karşı davacı erkek tarafından ise, kadının davasının kabulü, kusur belirlemesi, reddedilen tazminat talepleri, çocuğa verilen nafakanın miktarı ile yargılama giderleri yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Mahkemece boşanmaya neden olan olaylarda, davacı-karşı davalı kadın az, davalı-karşı davacı erkek ağır kusurlu bulunarak her iki boşanma davasının da kabulü ile boşanmalarına karar verilmiş ise de; mahkemece belirlenen ve gerçekleşen tarafların kusurlu davranışlarına göre boşanmaya neden olan olaylarda taraflar eşit kusurludur. Hal böyleyken davalı-karşı davacı erkeğin boşanmaya neden olan olaylarda ağır kusurlu bulunduğunun kabulü doğru değil ise de; eşit kusur halinde de boşanmaya karar verilebileceğinden, davalı-karşı davacı kadının erkeğin, davalı-karşı davacı erkeğin ise kadının kabul edilen boşanma davasına yönelik temyiz itirazlarının reddi ile kararın kusura ilişkin gerekçesinin düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir (HUMK m. 438/son).
2-Davacı-karşı davalı kadın, dava dilekçesiyle aylık 300 TL iştirak nafakası istemiştir. Hakim tarafların talep sonuçları bağlıdır, ondan fazlasına veya başkasına karar veremez (HMK m. 26/1). Bu yön nazara alınmadan davacı-karşı davalı yararına aylık 450 TL iştirak nafakasına hükmedilmesi doğru bulunmamıştır. Mahkemece talep fazlasına hükmedilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
3-Taraflar aynı şehirde yaşamaktadırlar. Velayet kendisine verilmeyen taraf ile ortak çocuklar arasında kurulacak kişisel ilişkide çocukların üstün yararı yanında analık ve babalık duygularının da tatmin edilmesi gerekmektedir. Davalı-karşı davacı babayla ortak çocuk ... arasında tarafların aynı şehirde yaşadıkları dikkate alınmaksızın, aynı veya farklı şehirlerde oturma durumuna göre kişisel ilişki düzenlemesi yapılması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/1215, K. 2017/5940, 22 Mayıs 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama