KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2016/12836 E., 2018/2595 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Şubat 2018
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Dava türü
- Boşanma
Karar Metni
310 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1- Taraflar arasında yapılan muhakeme sonucunda; davacı kadının davası kabul edilerek boşanmaya hükmedilip dosyadan el çekilmiş olunmasına rağmen mahkemece 03.05.2016 tarihli ek kararla hükmün manevi tazminata ilişkin gerekçesinde değişiklik yapılmıştır. Hüküm temyiz edilip bozulmadıkça verilen hükmün gerekçesinin değiştirilmesi mümkün değildir. İlk derece mahkemelerinin kararlarını bozup kaldırma yetkisi münhasıran Yargıtay'a aittir. Bu sebeple mahkemece karardan sonra verilen 03.05.2016 tarihli ek kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Asıl hükmün incelenmesine gelince;
Anayasanın 141/3.maddesi "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır" buyurucu hükmünü içermektedir.
Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297.maddesinde de, kararın kapsayacağı hususlar ayrıntılı biçimde belirtilmiş olup, bu maddenin 1. fıkrasının 3.bendine göre; mahkeme kararlarında iki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması, ret ve üstün tutulma nedenleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebebin açıkça gösterilmesi zorunludur.
Mahkemece gerekçe bölümünde “davalının evlendikten sonra davacının anne ve babasıyla görüşmesini, evlerine gitmesini kısıtladığı, davalının anne babasının davacıya olan müdahalesine karşı koymadığı anlaşılmakla, taraflar arasındaki geçimsizliğin sebebinin bu şekildeki eylemleri olduğu,
evlilik birliğinin davalının kusurlu hareketleri sonucu temelinden sarsıldığı” belirtilmiş, manevi tazminatın gerekçesinde ise dosyada vakıa olarak ileri sürülmeyen ve konu edilmeyen sadakat yükümlülüğünü ihlal eylemi davalıya kusur olarak yüklenerek hükmün gerekçe bölümünde davalı erkeğin kusurları yönünden çelişki oluşturulması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/12836, K. 2018/2595, 27 Şubat 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama