KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2016/14169 E., 2018/3770 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Mart 2018
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma
Karar Metni
289 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından kendi boşanma davasının reddi, kusur belirlemesi, tazminatlar ve nafaka yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı-karşı davalı erkeğin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Mahkemece, erkek tarafından açılan davanın reddine, davalı-karşı davacı kadının ise boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiştir.
Toplanan delillerden; mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen davacı-karşı davalı erkeğin kusurlu davranışlarına karşılık davalı-karşı davacı kadının da eşine hakaret ettiği, evlilik birliğinden kaynaklanan görevlerini yerine getirmediği, boşanmaya neden olan olaylarda kusurun ağırlığı davacı-karşı davalı erkekte olsa da, davalı-karşı davacı kadının az da olsa kusurlu olduğu ve erkeğin davası yönünden Türk Medeni Kanununun 166/2. maddesi koşullarının oluştuğu anlaşılmaktadır.
Davacı-karşı davalı erkeğin davasının da kabulü ile boşanmaya (TMK m. 166/2) karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır. Ne var ki kadının boşanma davasının kabulü suretiyle verilen boşanma hükmü temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir. Bu durumda erkeğin boşanma davasındaki boşanma talebinin konusu kalmamıştır.
O halde, bu husus gözetilerek, erkeğin boşanma talebi hakkında, konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm tesisi ile yargılama giderleri ve vekalet ücreti konularında, davada haklılık durumuna göre (HMK m. 331/1) hüküm kurulması gerekli hale geldiğinden hükmün bu yönüyle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/14169, K. 2018/3770, 22 Mart 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama