KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2016/14440 E., 2017/10052 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2017
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma
Karar Metni
284 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm taraflarca temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 26.09.2017 günü duruşmalı temyiz eden davacı ... geldi. Vekilleri gelmedi. Karşı taraf temyiz eden davalı ... ile vekilleri gelmedi. Gelenin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı-karşı davalı erkek tarafından açılan boşanma davası ile davalı-karşı davacı kadının açtığı karşılıklı boşanma davasının yapılan yargılaması sonucu verilen hüküm; taraflarca temyiz edilmiş, Dairemizin 08.12.2015 tarihli ilamı ile "tarafların müşterek çocuğu lehine kısa karar da tedbir ve iştirak nafakasına hükmedildiği halde, gerekçeli karar da iştirak nafakasına dair hükmün yazılmaması nedeniyle, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki" yaratıldığından bahisle karar bozulmuş, bozma sebebine göre, “tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişkinin tek başına bozma sebebi olduğu belirtilerek",
tarafların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Dairemizin bu bozma kararı ile ilk verilen hüküm karşılıklı davaların tüm yönleri bakımından tamamen ortadan kalkmıştır. Öyleyse, mahkemece bozmaya uyulduğu halde bozma gereklerinin yerine getirilmediğinin kabulü gerekir.
Bu bağlamda mahkemece, temyiz incelemesinde, bozma sebebine göre inceleme kapsamı dışında kalması zaruri hale gelen; karşılıklı boşanma davaları ve fer’ileri bakımından kararın kesinleştiğinden bahisle bozma sonrası verilen 06.04.2016 tarihli ikinci kararda bu yönlere ilişkin yeniden hüküm kurulmaması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/14440, K. 2017/10052, 26 Eylül 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama