KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2016/1480 E., 2017/6331 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Mayıs 2017
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
Karar Metni
293 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından; kusur belirlemesi, tazminatlar, iştirak nafakası, velayet ve kişisel ilişki yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2- Tüm dosya kapsamı ve toplanan delillerden, davalı erkeğin birlik görevlerini yerine getirmediği, buna karşılık davacı kadının da birlikte yaşamaktan kaçınmak için evi terk ettiği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre taraflar eşit kusurludur. Eşit kusurlu eş yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilemez (TMK m. 174/1-2). Durum böyleyken, mahkemece davalı erkeğin daha fazla kusurlu kabul edilmesi ve bu hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak davacı kadın yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi isabetsiz olmuş ve bozmayı gerektirmiştir.
3-Velayeti anneye verilen ortak çocuk ile davacı baba arasında kişisel ilişki kurulurken çocuğun on yaşını doldurmadan öncesi ve sonrası ayrı ayrı düzenlenerek, kademeli bir kişisel ilişki düzenlemesi yapılmıştır. Değişen koşullara göre, çocukların yaşları ve eğitim durumları gözetilerek kişisel ilişkinin yeniden düzenlemesi gelecek yıllarda her zaman istenebilir. Velayeti davacı anneye bırakılan ortak çocuklar ile baba arasında, uygun süreli ve yatılı kalacak şekilde kişisel ilişki kurmak gerekir. Kişisel ilişki kurulmasına yönelik hüküm kurulurken; gelecek yıllardaki koşullar önceden bilinemeyeceğinden, şimdiden ortak çocuk ile davacı baba arasında kademeli bir şekilde kişisel ilişki düzenlenmiş olması isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/1480, K. 2017/6331, 29 Mayıs 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama