KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2016/1481 E., 2017/6919 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Haziran 2017
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
Karar Metni
292 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Taraflar eşit kusurlu kabul edilerek boşanma davasının kabulüne karar verilmiş ise de; mahkemece tarafların belirlenen kusurlu davranışlarının yanında davacı erkeğin annesinin evlilik birliğine müdahalesine sessiz kaldığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu hale göre, boşanmaya neden olan olaylarda davacı erkeğin ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekmektedir. Hal böyleyken, tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi doğru değilse de, boşanma davasında verilen boşanma kararı sonuç itibariyle doğru olup, kusura ilişkin gerekçenin düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir (HUMK m.438/son)
2-Yukarıda 1. bentte belirtilen nedenlerle boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davacı (erkeğin) davalı (kadına) göre daha fazla kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Ağır kusurlu eş yararına yoksulluk nafakası (TMK m175) verilemez. Bu husus gözetilmeden tarafların eşit kusurlu olarak kabulü ve yanılgılı kusur belirlemesine bağlı olarak erkek yararına yoksulluk nafakasına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
3-Yukarıda 1. bentte açıklandığı üzere boşanmaya neden olaylarda davacı erkeğin ağır kusurlu olduğu ve bu kusurlu davranışların aynı zamanda kadının kişilik haklarına saldırı niteliğinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Türk Medeni Kanununun 174/1-2. maddesi koşulları kadın yararına oluşmuştur. Bu duruma göre davalı kadın yararına kusurun ağırlığı tarafların ekenomik ve sosyal durumları ile hakkaniyet kuralları gözetilerek uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesine göre kadının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/1481, K. 2017/6919, 6 Haziran 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama