KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2016/15582 E., 2018/4901 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Nisan 2018
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Dava türü
- Boşanma
Karar Metni
269 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 119/1-e maddesi uyarınca davacı, dava dilekçesinde davanın dayanağı olan bütün vakıaları sıra numarası altında ve açık özetleriyle birlikte, davalı da aynı Kanunun 129/1-d maddesi gereğince savunmasının dayanağı olan bütün vakıaları sıra numarası altında ve açık özetleriyle birlikte cevap dilekçesinde göstermek zorundadırlar.
Bunlar, dava ve cevap dilekçelerinde talep sonucunun dayananağı olan ve bu talep sonucunu haklı göstermeye yarayan vakıalardır. Kanunda öngörülmüş istisnalar dışında hakim, iki tarafın birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz (HMK m. 25/1). O halde mahkemece ancak tarafların dilekçelerinde dayandıkları vakıalar hakkında inceleme ve değerlendirme yapılabilmektedir.
Mahkemece, gerekçeli kararda davalı erkeğe sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı gerekçesiyle izafe edilen kusurlu davranışa, davacı kadın dava dilekçesinde vakıa olarak dayanmamıştır. Mahkemece, usulüne uygun şekilde ileri sürülmeyen ve dayanılmayan vakıalar davalı erkeğe kusur olarak yüklenemez. Davalının davayı kabulü de hukuki sonuç doğurmaz (TMK m. 184/3). Gerçekleşen bu duruma göre; davalı erkeğe sadakat yükümlülüğüne aykırı davranma kusuru izafe edilemeyeceği gibi davalının boşanmayı gerektiren başkaca bir kusurlu davranışı da ispatlanmamıştır. Bu nedenlerle Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesinde belirtilen temelinden sarsılma koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddi gerekirken, kabulü doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/15582, K. 2018/4901, 12 Nisan 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama