KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2016/15720 E., 2018/4259 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Nisan 2018
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Boşanma
Karar Metni
300 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından; kusur belirlemesi, velayet, tazminat ve nafakalar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı erkeğin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yersizdir.
2-Velayeti anneye verilen müşterek çocuklar Ramazan 2001, Hüseyin 2004 doğumludur. Kuşkusuz velayetin düzenlenmesinde, çocukların üstün yararına ve babanın isteklerinden önce gelir. Ortak çocuk Ramazan ve Hüseyin idrak çağındadır.
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 12. ve Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin 3. ve 6. maddeleri; iç hukuk tarafından çocuğun idrak gücüne sahip olduğunun kabul edildiği durumlarda çocuğa adli merci önünde kendilerini ilgilendiren davalarda kendi görüşünü ifade etmesine müsaade edilmesini ve yüksek çıkarına açıkça ters düşmediği takdirde, ifade ettiği görüşe gereken önemin verilmesi gerektiğini öngörmektedir.
Mahkemece idrak yaşındaki Ramazan ve Hüseyin'in görüşlerini ifade etme olanağı tanınmadığı gibi, velayet düzenlenmesine esas olmak üzere herhangi bir uzman incelemesi de yaptırılmamıştır.
Öyleyse, mahkemece yapılacak iş; ortak çocuklar, olası sonuçları hakkında bilgilendirilerek velayetleri ile ilgili tercihlerinin sorulması, mahkeme nezdindeki aile mahkemesi uzman veya uzmanlardan çocukların velayetlerine esas teşkil etmek üzere rapor alınması, tüm deliller birlikte değerlendirilip idrak çağındaki çocukların tercihleri de dikkate alınarak çocukların üstün yararının velayetlerinin ebeveynlerden hangisine bırakılmasında olduğunun saptanması ve hasıl olacak sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Açıklanan hususların üzerinde durulmaksızın eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru bulunmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/15720, K. 2018/4259, 2 Nisan 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama