KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2016/16493 E., 2018/5035 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Nisan 2018
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Boşanma
Karar Metni
286 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından yararına hükmedilen manevi tazminat ve yoksulluk nafakasının miktarı yönünden; davalı erkek tarafından ise kusur belirlemesi, tazminatlar, yoksulluk nafakası ve vekalet ücreti yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplerle ve özellikle toplanan delillerden davalı erkeğe kusur olarak yüklenen davacı kadına hakaret ettiği vakıasının kanıtlanamadığı, mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen vakıalara göre boşanmaya neden olan olaylarda davalı erkeğin tamamen kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre tarafların aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumlarına, paranın alım gücüne, kişilik haklarına, özellikle aile bütünlüğüne yapılan saldırının ağırlığına, manevi tazminat isteyenin boşanmaya yol açan olaylarda ağır ya da eşit kusurlu olmadığı anlaşılmasına nazaran davacı kadın yararına hükmolunan manevi tazminat azdır. Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile, Türk Borçlar Kanununun 50 ve 51. maddeleri nazara alınarak daha uygun miktarda manevi tazminat (TMK m. 174/2) takdiri gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
3- Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına nafakanın niteliğine günün ekonomik koşullarına göre davacı kadın ihtiyacına nazaran takdir edilen yoksulluk nafakası çoktur. Mahkemece Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/16493, K. 2018/5035, 16 Nisan 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama