KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2016/1716 E., 2017/8905 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Temmuz 2017
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
Karar Metni
320 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı kadın tarafından; kusur belirlemesi, erkek lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakasında hüküm kurulmamış olması yönünden, davalı-karşı davacı erkek tarafından ise tedbir nafakası, velayet, iştirak ve lehine hükmedilen tazminatların miktarına yönelik olarak temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-karşı davacı erkeğin tüm, davacı-karşı davalı kadının ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Mahkemece davacı-karşı davalı kadının ağır kusurlu olduğu kabul edilerek taraflarca karşılıklı açılan boşanma davalarının kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden erkeğin fiziksel şiddet eyleminin birden çok kez gerçekleştiği anlaşılmış olup, bu hale ve tarafların mahkemece belirlenen ve gerçekleşen kusurlu davranışlarına göre evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda, tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü gerekir.
Boşanma sebebiyle maddi-manevi tazminata hükmedilebilmesi için, tazminat talep eden tarafın kusursuz veya diğer tarafa göre daha az kusurlu olması gerekmektedir. Eşit kusurlu eş yararına tazminata hükmedilemez.
Hal böyle iken mahkemece kadının ağır kusurlu kabul edilmesi ve bu hatalı kusur belirlemesine göre erkeğin maddi ve manevi tazminat (TMK m. 174/1-2) isteğinin reddi gerekirken, yazılı şekilde erkek lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
3-Davacı-karşı davalı kadının yoksulluk nafakası istemi hakkında da olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/1716, K. 2017/8905, 12 Temmuz 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama