KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2016/17542 E., 2016/14342 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Kasım 2016
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Boşanma-Nafaka
Karar Metni
294 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı erkek tarafından, kendi reddedilen davası ve tedbiren velayet, davalı-davacı kadın tarafından ise, mahkemece hükmolunan nafakaların miktarları yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Tefhim edilen kısa kararda, yalnızca erkeğin davası varmış gibi "Davacı erkeğin açmış olduğu boşanma davasının reddine, tarafların ortak çocuğu....'ın velayetinin tedbiren karşı davacı anneye tevdiine, 03.02.2015 tarihli ara kararı ile karşı davacı anne ve ortak çocuk için tayin olunan ayrı ayrı 500'şer TL tedbir nafakasının, karar tarihinden geçerli olmak üzere ayrı ayrı 600'er TL'ye çıkartılmasına ve davacı erkekten alınarak karşı davacı kadına verilmesine", karar verilmiş ise de; gerekçeli kararın hüküm kısmında "Davacı ...'ün açmış olduğu boşanma davasının reddine, karşı davacı ...'in açmış olduğu nafaka davasının kısmen kabulüne" karar verilerek kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 294/3 maddesi uyarınca, hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucunca aykırı olamaz. (HMK m. 298/2) Buna göre, tefhim edilen hüküm sonucu yanlış da olsa, gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna uygun düzenlenmesi gerekmektedir. Yanlışlık ancak temyiz kanun yoluna başvurulması ve kararın bozulması halinde düzeltilebilir. Tefhim edilen vve duruşma tutanağına geçirilen hüküm sonucu ile gerekçeli karar arasındaki aykırılık diğer yönler incelenmeden tek başına bozma sebebi olur. O halde mahkemece yapılacak iş, 10.04.1992 tarihli 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı gözetilerek yeniden karar oluşturmaktan ibarettir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/17542, K. 2016/14342, 2 Kasım 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama