KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2016/18270 E., 2018/6240 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Mayıs 2018
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Boşanma
Karar Metni
268 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı erkek tarafından kusur belirlemesi, aleyhine hükmedilen tazminatlar, tedbir ve iştirak nafakasının miktarı ve velayet yönünden; davalı kadın tarafından ise tamamı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Mahkemece boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda davacı erkeğin ağır, davalı kadının ise az kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden davalı kadına kusur olarak yüklenen vakıalara, davacı erkeğin dava dilekçesinde dayanmadığı görülmektedir.
Mahkemece, usulüne uygun şekilde ileri sürülmeyen ve çekişmeli olarak belirlenmeyen (HMK m. 137, 140/3, 187) vakıalar esas alınarak karar verilemez. Dayanılmayan bir vakıanın, tanık beyanlarında geçtiğinden bahisle davalıya kusur olarak yüklenmesine imkan bulunmamaktadır. Mahkemece davacı erkeğe kusur olarak yüklenen fiziksel şiddet vakıası ispatlanmadığından erkeğe kusur olarak yüklenemez.
Ancak mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen diğer kusurlu davranışlara göre boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davacı erkek tamamen kusurludur. Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki, bu sonuca ulaşılması tamamen davacı erkeğin tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalı kadının kusuru ispatlanamamıştır.
Tam kusurlu olan taraf ise sırf kendi kusurundan yararlanarak boşanma hükmü elde edemez. Bu durumda davacı erkeğin boşanma davasının reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/18270, K. 2018/6240, 15 Mayıs 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama