KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2016/19330 E., 2018/6834 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Mayıs 2018
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Dava türü
- Boşanma
Karar Metni
311 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı erkek tarafından; kusur belirlemesi ve yoksulluk nafakası yönünden, davalı kadın tarafından ise; davanın kabulü, yoksulluk nafakasının miktarı ve vekalet ücreti yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Mahkemece, boşanmaya sebep olan olaylarda her iki tarafın da eşit kusurlu oldukları kabul edilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden; tarafların mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışlarının yanında, ayrıca davacı erkeğin davalı kadına fiziksel şiddet uyguladığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davacı erkeğin, davalı kadına nazaran daha ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Bu husus gözetilmeden her iki tarafın da eşit kusurlu olduklarının kabulü doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3-Davalı kadın süresinde sunduğu cevap dilekçesinde nafaka, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuş, ancak miktar belirtmemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda talebi usulünce açıklattırılmadan davacı kadın lehine hükmün kesinleşmesinden itibaren aylık 200.00 TL yoksulluk nafakasına hükmedilmiş, tedbir nafakası ve tazminat talepleri hakkında ise olumlu-olumsuz bir hüküm kurulmamıştır.
O halde, mahkemece öncelikle yapılması gereken iş; hakimin davayı aydınlatma görevi kapsamında (HMK m.31) davalı kadına nafaka, maddi ve manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı miktarlarının açıklattırılarak şartları tartışılıp, yukarıda 2. bentte gösterilen kusur durumu da dikkate alınarak sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken, bu husus gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/19330, K. 2018/6834, 28 Mayıs 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama