KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2016/197 E., 2016/1596 K.·İncelenen Kararın:
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Şubat 2016
- Mahkemesi
- Ankara 10. Aile Mahkemesi
- Tarihi
- 09/09/2014
Karar Metni
438 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-davalı erkek tarafından, kusur belirlemesi, tazminat taleplerinin reddi, velayet, kadının kabul edilen tedbir nafakası davası ve nafakalar yönünden; davalı-davacı kadın tarafından ise, erkeğin davasının kabulü ve tazminat talepleri yönünden karar verilmesine yer olmadığına kararı verilmesi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı-davalı erkeğin müşterek çocuklar yararına hükmedilen nafakalara yönelik temyiz itirazları yersizdir.
2-Davalı-davacı kadın tarafından erkeğin kabul edilen davasına, davacı-davalı erkek tarafından da kadının kabul edilen nafaka davasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
a-Mahkemece, erkek ile kadın arasında yaşanan tartışma sırasında erkeğin kadına hakaret ettiği, kadın ve yakınlarının da erkeğe sözel ve fiziksel şiddet uyguladıkları ve evden kovdukları gerekçesiyle davalı-davacı kadın ağır kusurlu bulunarak tarafların boşanmalarına karar verilmiştir.
Toplanan delillerden, davacı-davalı erkeğin kadın ve yakınlarının kendisine sözel ve fiziksel şiddet uyguladıkları ve evden kovduklarına yönelik şikayeti üzerine konuyla ilgili olarak Sincan Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma sonucunda, davacı-davalı erkeğin iddiasını doğrulayan bir delil bulunmadığı gerekçesiyle "kovuşturmaya yer olmadığına" karar verildiği ve bu kararın da kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Dinlenen davacı-davalı erkek tanıklarının bu yöndeki beyanları da erkekten aktarıma dayalı olup, itibar edilemez. Dosyada davacı-davalı erkeğin iddialarını kanıtlamaya elverişli başkaca bir delil de bulunmamaktadır. Bu durumda, davalı-davacı kadının boşanmayı gerektirecek kusurlu bir davranışı ispat edilememiştir. Öte yandan, davalı-davacı erkeğin, kadına hakaret ettiği hususu ise iddiadan ibaret olup, tanık beyanı veya başkaca bir delil ile ispat edilememiştir.
O halde, her iki tarafın da boşanmayı gerektirecek nitelikte kusurlu bir davranışları ispatlanamadığına göre, mahkemece erkeğin boşanma davasının reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulü doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
b-Türk Medeni Kanununun 197/1. maddesi uyarınca, eşlerden biri ortak hayat sebebi ile kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir.Davalı-davacı kadın, kişiliğinin ekonomik güvenliğinin veya aile huzurunun ciddi biçimde tehlikeye düştüğünü ve davacı-davalı erkekten ayrı yaşamakta haklı olduğunu ispatlayamamıştır. Hal böyle iken; davalı-davacı kadının kendisi için talep ettiği nafaka yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulü doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/197, K. 2016/1596, 2 Şubat 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama