KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2016/20673 E., 2018/8322 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Haziran 2018
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma
Karar Metni
369 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı erkek tarafından her iki dava yönünden; davacı-karşı davalı kadın tarafından ise tazminatların ve çocuk yararına hükmedilen tedbir ve iştirak nafakalarının miktarı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle mahkemece davalı -karşı davacı erkeğe kusur olarak yüklenen "fiziksel şiddet" vakıasından sonra tarafların tekrar barışarak bir araya geldiklerinin ve evlilik birliğinin bir süre daha devam ettiğinin, bu eylemin davacı -karşı davalı kadın tarafından affedildiği en azından hoşgörü ile karşılandığının, bu nedenle diğer eşe kusur olarak yüklenemeyeceğinin, yine de mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen diğer kusurlu davranışları nedeniyle boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davalı-karşı davacı erkeğin tam kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2- Yukarıda 1. bentte de açıklandığı üzere boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davalı-karşı davacı erkeğin tam kusurlu olduğu, kadının ise kusurunun bulunmadığı anlaşılmaktadır. Ancak, boşanma sebebiyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için, tazminat talep eden tarafın kusursuz veya az kusurlu olması yanında, boşanmaya sebep olan olayların kişilik haklarına saldırı niteliğinde olması da gerekir (TMK m. 174/2).
Boşanmaya sebep olan olaylar bu nitelikte değilse manevi tazminata hükmedilemez. Davalı -karşı davacı erkeğin boşanmaya neden olan kusuru, davacı kadının kişilik haklarına saldırı niteliğinde değildir. Öyleyse davacı-karşı davalı kadının manevi tazminat talebinin reddi gerekirken bu husus nazara alınmadan kadın yararına manevi tazminata hükmedilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
3- Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumlarına, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur derecelerine, paranın alım gücüne, zedelenen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamına nazaran davacı-karşı davalı kadın yararına hükmolunan maddi tazminat azdır. Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanununun 50. ve devamı maddeleri hükümleri dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi tazminat (TMK m.. 174/1) takdiri gerekirken yazılı şekîkte hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/20673, K. 2018/8322, 27 Haziran 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama