KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2016/20725 E., 2018/3468 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Mart 2018
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma
Karar Metni
329 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı kadın tarafından manevi tazminat miktarı ve tazminatlarda faize hükmedilmemesi yönünden; davalı-davacı erkek tarafından ise kadının zina nedenli davasının kabulü ve fer'ileri ile reddedilen kendi boşanma davası yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Davacı-davalı kadın tarafından 11.10.2016 tarihli ek dilekçe ile temyiz incelemesinin duruşmalı yapılması talebinde bulunulmuş ise de; temyiz süresi veya temyize cevap süresi içerisinde duruşma talebinde bulunulmadığından duruşma talebinin reddine,
2-Tarafların temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
a)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
b)Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumlarına, paranın alım gücüne, kişilik haklarına, özellikle aile bütünlüğüne yapılan saldırının ağırlığına, manevi tazminat isteyenin boşanmaya yol açan olaylarda ağır ya da eşit kusurlu olmadığı anlaşılmasına nazaran davacı-davalı kadın yararına hükmolunan manevi tazminat azdır. Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile, Türk Borçlar Kanununun 50. ve 51. maddeleri nazara alınarak daha uygun miktarda manevi tazminat (TMK m. 174/2) takdiri gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
c)Davacı-davalı kadın maddi ve manevi tazminat (TMK m. 174/1-2) taleplerine faiz uygulanmasını talep etmiş olup bu taleple ilgili olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
d)Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre ortak çocuk yararına hükmedilen iştirak nafakası çoktur. Mahkemece Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/20725, K. 2018/3468, 15 Mart 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama