KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2016/21273 E., 2018/9361 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Eylül 2018
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Boşanma
Karar Metni
379 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından kusur belirlemesi, nafakalar ve tazminatların miktarları ile kişisel ilişki yönünden; davalı erkek tarafından ise tamamına yönelik olarak temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 18.09.2018 günü duruşmalı temyiz eden davacı ... ile vekili Av. ... ve karşı taraf duruşmalı temyiz eden davalı ... vekili Av. ... geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle tüm dosya kapsamından davacı kadının hakaretamiz sözler söylediği ve annesinin hakaretine sessiz kaldığı, davalı erkeğin ise, eşinin ve onun annesinin üzerine yürüdüğü, aşağılayıcı sözler söylediği, agresif tutum ve davranışlarda bulunduğu, eşi ile çocuğuna ilgisiz davrandığı anlaşılmaktadır. Mahkemece davalı erkeğin davacı kadına nazaran daha ziyade kusurlu olduğuna ilişkin kabulü sonuç itibariyle doğru olduğundan, davalı erkeğin tüm, davacı kadının ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumlarına, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur derecelerine, paranın alım gücüne, ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamına nazaran, davacı kadın yararına hükmolunan maddi tazminat azdır. Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanununun 50 ve 51. maddesi hükümleri nazara alınarak, daha uygun miktarda maddi tazminat (TMK m. 174/1) takdiri gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
3- Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre velayeti anneye bırakılan ortak çocuk yararına hükmolunan iştirak nafakası azdır. Mahkemece Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/21273, K. 2018/9361, 18 Eylül 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama