KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2016/21362 E., 2018/8785 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Eylül 2018
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Boşanma
Karar Metni
339 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından, kusur belirlemesi ile nafaka ve tazminatların miktarları yönünden, davalı erkek tarafından ise, kusur belirlemesi, kadın yararına verilen tazminatlar ve nafakalar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle mahkemece davacı kadına "yeterince haklı bir sebebi olmaksızın ortak konutu terk etmesi" vakıası kusur olarak yüklenilmiş ise de davalı erkeğin cevap dilekçesinde tanık deliline dayanmadığı, bu nedenle davalı erkeğin tanıklarının beyanlarına dayalı olarak kadına kusur yüklenemeyeceğinin, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere sadakatsiz davranarak bir başka kadından çocuğu olan davalı erkeğin boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tam kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre erkeğin tüm, kadının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat azdır. Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanununun 50 ve 51. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK m. 174/1) ve manevi (TMK m. 174/2) tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.
3-Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre davacı kadın yararına takdir edilen yoksulluk nafakası azdır. Mahkemece Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/21362, K. 2018/8785, 10 Eylül 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama