KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2016/21450 E., 2018/8652 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Temmuz 2018
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Boşanma
Karar Metni
331 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından; tazminat miktarları ve nafaka taleplerinin reddi yönünden, davalı erkek tarafından ise; tamamına yönelik olarak temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı erkeğin tüm, davacı kadının ise aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Tedbir nafakası davanın her aşamasında talep edilebilir. Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince, gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına (TMK m. 186/1), geçimine (TMK m. 185/3), malların yönetimine (TMK m. 223, 242, 244, 262, 263, 264, 267, 215) ve çocukların bakım ve korunmasına (TMK m. 185/2) ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden (re'sen) almak zorundadır (TMK m. 169). O halde; Türk Medeni Kanununun 185/3. ve 186/3. maddeleri uyarınca, tarafların ekonomik ve sosyal durumları da gözetilerek dava tarihinden geçerli olmak üzere davacı kadın yararına uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı bulunmuştur.
3-Mahkemece yargılama sırasında davacı kadının çalıştığını beyan ettiğinden yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmiş ise de; kadının nerede çalıştığı ve gelirinin sürekli olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre, davacı kadının düzenli ve sürekli bir gelir getirecek bir işte çalışıp çalışmadığı bu gelirin kendisini yoksulluktan kurtarıp kurtaramayacağı hususu araştırılarak, kadın lehine Türk Medeni Kanununun 175. maddesi uyarınca yoksulluk nafakası verilmesi koşullarının oluşup olmadığı değerlendirilerek gerçekleşecek sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/21450, K. 2018/8652, 5 Temmuz 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama