KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2016/21680 E., 2018/9657 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Eylül 2018
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Boşanma-Ziynet Alacağı
Karar Metni
292 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından boşanma ve ziynet alacağı davaları yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Davalı erkeğe dava dilekçesinin usulsüz ihtarat ile tebliği nedeniyle süresinde verdiği kabul edilen cevap dilekçesinde tanık deliline dayandığı ve 2 tanık ismi bildirdiği görülmüştür.
Tahkikat aşamasında da tanıklarından 1 tanesi dinlenmiş, diğer tanık ... ise tebliğe rağmen duruşmada hazır bulunmadığından dinlenememiş ise de mahkeme tarafından 2 ayrı celsede çıkarılan zorla getirme kararı ise tanığın adresinin sürekli kapalı olması nedeniyle yerine getirilemediği görülmüş ve davalı tanığı ... dinlenilmeden mahkemece hüküm kurulmuştur.
Tanık listesinde adres gösterilmemiş veya gösterilen adreste tanık bulunamamışsa, tarafa adres göstermesi için, işin niteliğine uygun kesin süre verilir. Bu süre içinde adres gösterilmez veya gösterilen yeni adres de doğru değilse, bu tanığın dinlenilmesinden vazgeçilmiş sayılır (HMK m.240/3). Davalı taraf aşamalarda dinlenilmeyen tanığı...'ın dinlenilmesinden vazgeçmediği gibi, dinlenmeyen tanık yönünden HMK m. 241 koşulları da oluşmamıştır.
Mahkemece davalı erkeğe...'ın güncel adresini bildirmesi hususunda Hukuk Muhakemeleri Kanununun 240/3. maddesi uyarınca verilmiş bir süre de bulunmamaktadır.
Bu durumda, davalıya tanığının adresini bildirmesi için kesin süre verilmesi, bu süre içinde adres bildirilmez veya bildirilen adres doğru değil ise, bu ttanığın dinlenilmesinden vazgeçmiş sayılması, adres gösterdiğinde ise, tanık ...'in, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 243-245. maddelerinde gösterilen usulde çağrılıp dinlenmesi ve toplanan deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/21680, K. 2018/9657, 20 Eylül 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama