KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2016/22078 E., 2018/9779 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Eylül 2018
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma
Karar Metni
257 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı erkek tarafından, kadının davasının kabulü, kusur belirlemesi ve aleyhine hükmedilen tazminatlar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı-davalı erkek, davalı-davacı kadının birleşen davasına verdiği cevap dilekçesinde ortak çocuğun ihtiyaçlarının kendisi tarafından karşılandığını, bu hususun bizzat çocuktan sorulabileceğini ifade etmiş, 22.12.2015 tarihli duruşmada da davacı-davalı vekili, birleşen dava yönünden ortak çocuğun tanık olarak dinlenilmesini talep etmiş, mahkemece ortak çocuk tanık olarak dinlenilmeden hüküm kurulmuştur.
Davacı-davalı erkek, bu tanığın dinlenilmesinden açıkça vazgeçmediği gibi, bu tanık yönünden mahkemenin de dinlenilmesinden vazgeçilmesine yönelik bir ara kararı bulunmamaktadır.
Davacı-davalınm dinlenmesinden açıkça vazgeçmediği ortak çocuk dinlenmeden hüküm kurulması hukuki dinlenilme hakkının (HMK m.27) ihlali niteliğinde olup, bu tanığın HMK'nun 240 ve devamı maddeleri gereğince usulünce davetiye ile çağrılarak dinlenip, delillerin hep birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
Ayrıca davalı-davacı kadının davasının birleştirilmesine karar verildikten sonra mahkemece birleşen dava yönünden bir ön inceleme duruşması da yapılmamıştır. Taraflara birleşen davaya ilişkin olmak üzere delil sunma imkanı tanınmadan yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması savunma hakkını kısıtlayan ve adil yargılanma hakkını (HMK m. 26) etkileyen önemli bir usul hatasıdır. Bu sebeplerle hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/22078, K. 2018/9779, 24 Eylül 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama