KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2016/22532 E., 2018/10108 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Eylül 2018
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Boşanma
Karar Metni
294 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı erkek tarafından kusur belirlemesi ve yoksulluk nafakası yönünden; davalı kadın tarafından ise hükmün tamamı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Davalı kadın, temyiz dilekçesinde adli yardım talebinde bulunmuştur. Adli yardıma ilişkin usul ve esaslar Hukuk Muhakemeleri Kanununun 334-340. maddelerinde düzenlenmiş olup, aynı Kanunun 363/3. maddesine göre adli yardım talebi kanun yollarına başvuru sırasında Yargıtay'a da yapılabilir ve Hukuk Muhakemeleri Kanununun 337/1. maddesi uyarınca da duruşma yapılmaksızın talep hakkında karar verilebilir. Davalının adli yardım talebini içeren dilekçesi ve dosya kapsamındaki belge ve bilgiler birlikte değerlendirildiğinde; kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken kanun yoluna başvuru giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğu kanaatine varıldığından, davalının adli yardım talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
2-Temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Mahkemece taraflar eşit kusurlu kabul edilerek boşanmalarına karar verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden davalı kadına kusur olarak yüklenen hakaret vakıasına yönelik tanık ifadesinde yer ve zaman belirtilmediği için bu eylemin kadına kusur olarak yüklenemeyeceği, davalı kadının yasal süresinden sonra davaya cevap verdiği bu sebeple davacı erkeğe de kusur yüklenemeyeceği, diğer tanık anlatımlarının ise soyut olduğu anlaşılmaktadır. TMK'nun 166/1-2 maddesine göre boşanmaya karar verebilmek için davalının az da olsa kusurlu bulunması gerekir. Kadının boşanmayı gerektirir kusurlu bir davranışının varlığı kanıtlanmadığına göre davanın reddi gerekirken, yetersiz gerekçe ile tarafların boşanmalarına karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/22532, K. 2018/10108, 27 Eylül 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama