KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2016/22690 E., 2018/10804 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Ekim 2018
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma-Ziynet Alacağı
Karar Metni
308 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı kadın tarafından; erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, ziynet alacağının reddi ve manevi tazminat talebinin reddi yönünden, davalı-karşı davacı erkek tarafından ise; kadının davasının kabulü, kusur belirlemesi ve tazminat taleplerinin reddi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-karşı davacı erkeğin tüm, davacı-karşı davalı kadının ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Mahkemece, eşit kusurlu oldukları kabul edilerek her iki tarafın davasının kabulü ile boşanmaya karar verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden, tarafların mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışları yanında erkeğin kadına sürekli fiziksel şiddet uyguladığı anlaşılmaktadır. Davalı-karşı davacı erkeğin gerçekleşen kusurları dikkate alındığında, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda kadına göre ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Bu husus gözetilmeden yanılgılı değerlendirme sonucu tarafların eşit kusurlu olarak kabulü doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
3-Yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere davalı-karşı davacı erkek boşanmaya sebebiyet veren olaylarda ağır kusurlu olup, erkeğin bu kusurlu davranışları kadının kişilik haklarına saldırı niteliğindedir. Kadın yararına TMK m.174/2 koşulları oluşmuştur. O halde, kusurun ağırlığı, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile hakkaniyet kuralları gözetilerek kadın yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde reddi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/22690, K. 2018/10804, 9 Ekim 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama