KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2016/23104 E., 2018/10545 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2018
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma
Karar Metni
326 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından kadının davasının kabulü, kusur belirlemesi ve reddedilen tazminat talepleri yönünden; davalı-karşı davacı kadın tarafından ise; kusur belirlemesi, reddedilen tazminat, tedbir ve yoksulluk nafakası talepleri yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle yapılan yargılama ve toplanan delillerden; davacı-karşı davalı erkeğin güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu, birlik görevlerini yapmadığı ve kadını silah göstermek suretiyle tehdit ettiği, buna karşılık davalı-karşı davacı kadının da erkeğe yönelik küçük düşürücü söz söylediği, ağır surette hakarette bulunduğu, erkeğin ailesini istemediği ve erkeğin ölen eski eşi ve ölen oğlunun arkasından saygısızca konuştuğunun sübuta erdiği, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda mahkemenin de kabulünde olduğu üzere tarafların eşit kusurlu olduklarının anlaşılmasına göre, erkeğin tüm, kadının ise aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince, gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına (TMK m. 186/1), geçimine (TMK m. 185/3), malların yönetimine (TMK m. 223, 242, 244, 262, 263, 264, 267, 215) ve çocukların bakım ve korunmasına (TMK m. 185/2) ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden (re'sen) almak zorundadır (TMK m. 169). O halde; Türk Medeni Kanunu'nun 185/3. ve 186/3. maddeleri uyarınca, tarafların ekonomik ve sosyal durumları da gözetilerek dava tarihinden geçerli olmak üzere davalı-karşı davacı kadın yararına uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/23104, K. 2018/10545, 3 Ekim 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama