KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2016/23980 E., 2017/12545 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Kasım 2017
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Alacak
Karar Metni
290 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Davacı, davalı ile evli oldukları dönemde 35.000,00 Alman markı borç aldıklarını, sözleşmeye göre tarafların borçtan müteselsilen sorumlu olduklarını, borcun tamamının sözleşmede kararlaştırılan yıllık %5 faiziyle birlikte kendisi tarafından ödendiğini, sözleşme gereği davalının borcun yarısından sorumlu olduğunu iddia ederek, sözleşmenin diğer tarafı olan 3. kişilere yaptığı ödemenin yarısı olan 15.394,00 Euro (30.789,00 TL) nun dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak tarafına ödenmesini talep etmiş, mahkemece herhangi bir bilirkişi raporu alınmadan davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir (HMK m.266).
Dava konusu sözleşmenin yapıldığı tarihte tedavülde bulunan Alman Markı para biriminin daha sonraki tarihlerde tedavülden kalktığı göz önüne alındığında, sözleşmede belirlenen 35.000.00 Alman Markının kaç Euro karşılığı olduğu, sözleşmede düzenlenen faiz oranı dikkate alınarak davacının ödemeyi yaptığı tarihe kadar işleyecek faizin miktarı ve ödeme tarihinde asıl alacak ve faizin toplam karşılığının kaç Türk Lirası edeceği konularında denetime elverişli şekilde bilirkişi raporu alınarak alacağın miktarının belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp,
bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/23980, K. 2017/12545, 13 Kasım 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama