KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2016/25079 E., 2018/11338 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Ekim 2018
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Nafaka-Boşanma
Karar Metni
326 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı kadın tarafından erkeğin kabul edilen boşanma davası ile lehine hükmedilen tazminatların ve nafakaların miktarı yönünden; davalı-davacı erkek tarafından ise kusur belirlemesi ve aleyhine hükmedilen tazminatlar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Davalı-davacı erkeğin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-davacı erkeğin temyiz itirazları yersizdir.
2-Davacı-davalı kadının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
a) Kadının tedbir nafakası davasında hükmedilen nafaka miktarına yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
b) Mahkemece, davacı-davalı kadının eşinin maaşını almakta olup ona çok cüzi bir miktar para verdiği ve bu yönden az kusurlu olduğu belirtilerek erkek tarafından açılan boşanma davasının kabulüne karar verilmiştir. Somut olayda; davacı-davalı kadının evlilik birliği devam ederken ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/97 Esas, 2014/1016 Karar sayılı ve 11.08.2014 tarihli kararıyla, sınırda zeka tanısı konulan eşine, yasal danışman olarak atandığı, erkek tarafından boşanma davası açılmadan önce ise aynı mahkemenin 25.01.2016 tarihli kararıyla eş İkbal'in yasal danışmanlığının kaldırılıp erkeğe, babasının yasal danışman olarak atandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda evlilik birliği
devam ederken eşinin yasal danışmanı konumundaki kadının eşine az para vermesi kadına kusur olarak yüklenemez. Davacı-davalı kadının boşanmayı gerektiren başkaca kusurlu bir davranışı da ispat edilememiştir. Gerçekleşen bu durum karşısında davalı-davacı erkeğin boşanma davasının reddi gerekirken, yazılı şekilde kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/25079, K. 2018/11338, 18 Ekim 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama