KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2016/25359 E., 2018/4321 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Nisan 2018
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Aile Konutu Şerhi Konulması
Karar Metni
289 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, tapu kütüğüne aile konutu şerhi konulması isteğine ilişkin olup, 18.03.2016 tarihinde açılmış, mahkemece " tapu kaydında davacı ve davalının taşınmaz üzerine 1/2 hisse ile müşterek malik oldukları, dolayısıyla davalının dava konusu taşınmaz üzerinde davacının rızası olmadan tasarruf yetkisini sınırlandıracak veya davacı aleyhine olabilecek şekilde herhangi bir işlem yapmasının kanunen mümkün olmadığı, davacının dava açmakta hukuki yararı olmadığı" gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Türk Medeni Kanununun 194'ncü maddesinin üçüncü fıkrası, 06.02.2014 tarihli 6518 sayılı Kanunla değiştirilmiş, yapılan değişiklikle, aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eşin, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini, tapu müdürlüğünden isteyebileceği kabul edilmiştir. Bu değişiklik 6518 sayılı Kanun, 19.02.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanmakla aynı tarihte yürürlüğe girmiştir.
Anılan yasal değişiklikten sonra, tapu müdürlüğünün, talebi hukuken veya fiilen yerine getirmediği belgelendirilmedikçe, malik olmayan eşin tapu kütüğüne konutla ilgili şerh konulmasını doğrudan dava yoluyla istemekte artık hukuki yararı yoktur. Çünkü aynı sonucu tapu müdürlüğüne yapacağı başvuruyla elde etmesi imkan dahilindedir.
Davacının dava açmakta hukuki yararının bulunması, dava şartı (HMK m. 114/1 -h) olup, davanın her aşamasında ileri sürülüp sürülmediğine bakılmaksızın hakim tarafından kendiliğinden gözetilir. (HMK m. 115/1) O halde, davanın hukuki yarar bulunmadığından, usulden reddine karar verilmesi kararı sonucu itibariyle doğru olup hükmün onanması gerekmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/25359, K. 2018/4321, 2 Nisan 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama