KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2016/4329 E., 2017/9762 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Eylül 2017
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma
Karar Metni
313 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı kadın tarafından, kusur belirlemesi ve reddedilen tazminatlar yönünden; davalı-karşı davacı erkek tarafından ise, kusur belirlemesi, reddedilen tazminatlar ve nafakalar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-karşı davacı erkeğin tüm, davacı-karşı davalı kadının ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Mahkemece, taraflar eşit kusurlu kabul edilerek boşanma kararı verilmiş ise de, yapılan soruşturma ve toplanan delillerden; davalı-karşı davacı erkeğin dava ve cevap dilekçelerinde fiziksel şiddet vakıasına dayanmadığı anlaşılmaktadır. Dayanılmayan fiziksel şiddet vakıası kusur belirlemesinde hükme esas alınamaz. Bu duruma göre mahkemece, kabul edilen ve gerçekleşen diğer kusurlu davranışlara göre, boşanmaya sebep olan olaylarda her iki taraf da kusurlu olmakla birlikte, davalı-karşı davacı erkeğin daha fazla kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Hal böyle iken, tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi ve bu hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak davacı-karşı davalı kadının tazminat taleplerinin reddi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
3-Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre ortak çocuklar 2008 doğumlu .... ve ...'ın ihtiyaçlarına nazaran takdir edilen iştirak nafakası azdır. Mahkemece Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/4329, K. 2017/9762, 20 Eylül 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama