KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2016/6537 E., 2017/11913 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Ekim 2017
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Dava türü
- Boşanma
Karar Metni
285 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Mahkemece kısa kararda yalnızca "davanın kabulüne, müşterek çocukların velayetinin davacı anneye verilmesine, iştirak nafakası, yoksulluk nafakası, maddi- manevi tazminat ve sair hususların gerekçeli kararda değerlendirilmesine" şeklinde hüküm kurulmuş, kararda infazı kabil olacak şekilde ve taraflara yüklenen borç ve tanınan haklar açıkça gösterilmemiştir.
Mahkeme hükmünün hukuki varlık kazanabilmesi için onun usule uygun şekilde yazılıp tefhim edilmesi gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa göre; hüküm, yargılamanın sona erdiği duruşmada verilir ve tefhim olunur. Hükmün tefhimi, herhalde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur (HMK m. 294/2- 3).
Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir (HMK m. 294/4). Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz (HMK m. 298/2). Hüküm sonucunun neleri ihtiva edeceği ise, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinin 2. fıkrasında gösterilmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297-(2). maddesine göre, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297-(2) maddesinde gösterildiği şekilde tefhim edilmeyen hüküm hukuki varlık kazanmış sayılmaz. Bu bakımdan yeniden yargılama yapılarak Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297-(2), (3) ve 297-(2) maddelerinde ve 10.04.1992 günlü, 714 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'nda gösterildiği şekilde hüküm kurulmak üzere temyiz olunan kararın bozulması gerekir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/6537, K. 2017/11913, 31 Ekim 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama