KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2016/6747 E., 2017/12260 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Kasım 2017
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma - Ziynet Alacağı
Karar Metni
297 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından her iki dava, fer'ileri ve ziynet alacağının kabulü yönünden; davalı-karşı davacı kadın tarafından ise tazminatlar ve nafakaların miktarları yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1- Mahkemece, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına yol açan olaylarda kusurun davacı-karşı davalı erkekte olduğu, davalı-karşı davacı kadına atfı kabil kusurun varlığının ispat edilemediği kabul edilerek, davacı-karşı davalı erkeğin davasının reddine, kadının davasının kabulüyle boşanmaya karar verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden, davalı karşı davacının, davacı-karşı davalıya hakaret ettiği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre, davacı-karşı davalı erkek de dava açmakla haklıdır. Öyleyse erkeğin davasının da kabulü ile boşanmaya karar verilecek yerde, davasının reddi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
2-Ziynet alacağına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür (TMK, m. 6. HMK. m. 190/1). Davalı-karşı davacı kadın, dava konusu ziynetlerinin, davacı-karşı davalı erkekte kaldığını kendisine iade edilmediğini iddia etmiş, davacı-karşı davalı erkek ise bu iddianın doğru olmadığını, davalı-karşı davacı kadının ziynetleri giderken beraberinde götürdüğünü savunmuştur. Davalı karşı davacı kadın tanıkları, ziynetlerin davacı-karşı davalı erkekte olduğuna ilişkin bir beyanda bulunmamışlardır. Dosyada iddiayı kanıtlamaya elverişli başkaca bir delil de bulunmamakladır. O halde davalı-karşı davacı kadının ziynetlere yönelik talebinin reddi gerekirken kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/6747, K. 2017/12260, 6 Kasım 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama