KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2016/69 E., 2017/6400 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Mayıs 2017
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
Karar Metni
415 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından; kusur belirlemesi, tazminatlar, nafakalar, reddedilen manevi tazminat talebi ile velayet yönünden, davalı-karşı davacı kadın tarafından ise, erkeğin kabul edilen davası, kusur belirlemesi, tazminat miktarları, yoksulluk ve iştirak nafakası miktarlarına yönelik olarak temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle karar tarihi 10.11.2015 olduğu halde gerekçeli kararda 30.06.2015 olarak yanlış gösterilmesinin mahallinde düzeltilebilir maddi hata niteliğinde bulunduğunun anlaşılmasına göre davalı-davacı kadının tüm, davacı-davalı erkeğin ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Mahkemece davacı-karşı davalı erkek ağır kusurlu kabul edilerek tarafların boşanmalarına hükmedilmişse de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden; davacı-karşı davalı erkeğin mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışları yanında davalı-karşı davacı kadının birden fazla telefon hattının bulunduğu, bu hatlardan 3 tanesini eşinden gizlediği, başka erkekle olağandışı zaman ve sıklıkta telefon görüşmesi yapmak suretiyle güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu ve eşini başkalarının yanında tersleyerek huzursuzluk çıkardığı anlaşılmaktadır.
Gerçekleşen bu durum karşısında, boşanmaya neden olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü gerekir. O halde, mahkemece davacı-karşı davalı erkeğin ağır kusurlu kabul edilmesi ve bu yanılgılı kusur belirlemesine bağlı olarak yasal şartları oluşmadığı halde davalı-davacı kadının maddi ve manevi tazminat (TMK m. 174/1-2) isteklerinin kısmen de olsa kabulü doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
3-Velayet düzenlemesi yapılırken; gözönünde tutulması gereken temel ilke, çocuğun "Üstün yararı" (Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme m.3. Çocuk Haklarının Kullanılmasına ilişkin Avrupa Sözleşmesi m.l. TMK m.339/1. 343/1. 346/1. Çocuk Koruma Kanunu m. 4/b) dır. Çocuğun üstün yararını belirlerken; onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesi gereklidir.
Ana ve babanın yararları, boşanmadaki kusurları, ahlaki değer yargıları, sosyal konumlan gibi durumları, çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde gözönünde tutulur. Mahkemece, idrak çağında bulunan 2006 doğumlu ortak çocuk ...'in velayeti konusunda görüşü bizzat alınıp deliller hep birlikte değerlendirilmek suretiyle düzenleme yapılması gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/69, K. 2017/6400, 29 Mayıs 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama