KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2016/70 E., 2017/4917 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Nisan 2017
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
Karar Metni
362 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı erkek tarafından, kusur belirlemesi, tazminatlar ve nafakalar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı erkeğin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yersizdir.
2-Mahkemece davacı erkek tam kusurlu kabul edilerek tarafların boşanmalarına hükmedilmiştir. Davalı kadın cevap dilekçesi vermemiştir. Davaya süresi içinde cevap vermemiş olan davalı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkar etmiş sayılır (HMK m.128) ve diğer tarafın kusurlu olduğuna yönelik bir vakıa ileri süremez. Bu durumda davacı erkeğe "eşine hakaret ve küfür ettiği" vakıasının kusur olarak yüklenmesi mümkün değildir. Gerçekleşen bu durum karşısında reddedilen ilk davayı açmakla fiili ayrılığa sebebiyet veren ve boşanma nedeni yaratan davacı erkeğin yine de tam kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Hal böyle iken mahkemece davacı erkeğin eşine "hakaret ve küfür ettiği" şeklindeki kusur belirlemesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
3-Taraflar cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe, ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia ve savunmasını genişletebilir. Ön inceleme aşmasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez.
Islah veya karşı tarafın açık muvafakati saklıdır (HMK m.141). Davalı kadın ön inceleme duruşmasında maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası talebinde bulunmuş, aynı celse davacı erkek ise bu taleplerle ilgili olarak açık bir muvafakat beyanında bulunmamıştır. Usulüne uygun şekilde yapılan bir ıslah talebide yoktur.
Durum böyleyken davalı kadının talep ettiği maddi ve manevi tazminat (TMK m.174/1-2) ile yoksulluk nafakası (TMK m.175) talepleri ile ilgili olarak "karar verilmesine yer olmadığına" şeklinde karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/70, K. 2017/4917, 27 Nisan 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama