KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2016/8623 E., 2017/14278 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Aralık 2017
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Dava türü
- Boşanma
Karar Metni
383 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından, kusur belirlemesi, reddedilen maddi ve manevi tazminat talepleri ile nafakaların miktarı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı kadının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Hukuk Muhakemeleri Kanununun 119/1 -(f) hükmü uyarınca, gerek yazılı gerekse basit yargılama usulünde, iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğinin, dava dilekçesinde belirtilmesi gerekir. Cevap dilekçesini verme süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır. (HMK m.122-127).
Bu hakkını kullanmayan, yani süresi içinde cevap dilekçesi vermemiş olan davalı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılacaktır (HMK. m. 128). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Cevap dilekçesinin içeriği” başlığını taşıyan 129. maddenin 1. fıkrasının (e) bendinde savunmanın dayanağı olarak ileri sürülen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğinin cevap dilekçesinde bulunması gerektiği belirtilmiştir.
Somut olayda, dava dilekçesi davalıya 21.10.2015 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı yasada belirlenen süre içerisinde cevap dilekçesi sunmamıştır. Bu sebeple usulüne uygun olarak dayanılmayan delilin bildirilmesi için ön inceleme aşamasında verilen süre sonuç doğurmaz ve davalı erkeğin süresinde bildirmediği tanıklarının beyanları kusur belirlemesinde dikkate alınamaz (HGK 20/04/2016 tarih 2014/2-695 E. ve 2016/522 K. sayılı kararı).
Gerçekleşen bu durum karşısında, davalı erkek tarafından usulüne uygun şekilde süresinde ileri sürülmeyen delilleri ve tanık beyanları esas alınarak davacı kadına kusur yüklenilmesi doğru değildir.
O halde; ortak çocuğun hastalığı ile ilgilenmeyerek birlik görevlerini yerine getirmeyen davalı erkek boşanmaya sebep olan olaylarda tamamen kusurlu olup, boşanma sonucu davacı kadın, en azından davalı eşinin maddi desteğini yitireceğinden, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi (TMK m.4, TBK m.50 ve 52 ) dikkate alınarak, davacı kadın yararına uygun miktarda maddi tazminat (TMK m, 174/1) takdiri gerekirken, boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduklarının kabulü ile kadının maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/8623, K. 2017/14278, 11 Aralık 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama