KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2017/1497 E., 2018/458 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Ocak 2018
Karar Metni
380 kelime·2 dk okuma
....
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı erkek tarafından; kusur belirlemesi, tedbir ve yoksulluk nafakası yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı erkeğin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Dava ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 119/1-e maddesi uyarınca davacı, dava dilekçesinde davanın dayanağı olan bütün vakıaları sıra numarası altında ve açık özetleriyle birlikte, davalı da aynı Kanunun 129/1-d maddesi gereğince savunmasının dayanağı olan bütün vakıaları sıra numarası altında ve açık özetleriyle birlikte cevap dilekçesinde göstermek zorundadırlar.
Bunlar, dava ve cevap dilekçelerinde talep sonucunun dayanağı olan ve bu talep sonucunu haklı göstermeye yarayan vakıalardır. Kanunda öngörülmüş istisnalar dışında, hakim, iki tarafın birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz (HMK m.25/1). O halde, mahkemece ancak tarafların dilekçelerinde dayandıkları vakıalar hakkında inceleme ve değerlendirme yapılabilmektedir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 184. maddesinde "Boşanmada yargılama usulü" ayrıca düzenlenmiş; anılan maddenin ilk fıkrasında "Boşanmada yargılama, aşağıdaki kurallar saklı kalmak üzere Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa tabidir." hükmüne yer verilerek, maddede sayılan istisnalar dışında, boşanma davalarının genel yargılama usulüne
tabi olduğu belirtilmiştir. Boşanmada genel yargılama usulünün uygulanmasına ayrık olan kurallar ve uygulanması gereken özel usuller, Türk Medeni Kanunu'nun 184. maddesinde sınırlı olarak belirtilmiş olmasına karşın; bu sınırlamalar ve istisnalar içinde, tarafların dayanmadığı vakıaların değerlendirmede esas alınacağına dair özel bir düzenlemeye yer verilmemiştir.
Mahkemece, gerekçeli kararda davacı erkeğe izafe edilen kusurlu davranışa, davalı kadın cevap dilekçesinde vakıa olarak dayanmamıştır. Mahkemece, usulüne uygun şekilde ileri sürülmeyen ve dayanılmayan vakıa davacı erkeğe kusur olarak yüklenemez. Gerçekleşen bu duruma göre; davalı kadının boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda tam kusurlu bulunduğu anlaşılmakla boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda tam kusurlu eş yararına yoksulluk nafakası verilemez. Bu husus gözetilmeden davalı kadın yararına Türk Medeni Kanununun 175. maddesi koşulları oluşmadığı halde, yoksulluk nafakasına hükmedilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
....
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2017/1497, K. 2018/458, 15 Ocak 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama