KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2017/2619 E., 2018/1548 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Şubat 2018
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Boşanma-Ziynet ve Eşya İadesi
Karar Metni
320 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından kusur belirlemesi, tazminatlar, nafaka ve ziynet alacağı ile kendi ziynet iade talebinin reddi yönünden verilen karar ile vekalet ücreti yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı erkeğin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2- Mahkemece yapılan yargılama sonunda tarafların boşanmasına, davacı kadın lehine nafaka ve maddi-manevi tazminat ile ziynet alacağının kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davalı erkek tarafından temyiz edilmiş ve Dairemizin 02.06.2016 tarih ve 2015/18492 E., 2016/10941 Karar sayılı ilamı ile “davacı kadının cevaba cevap dilekçesinin davalı erkeğe tebliğ edilmediği anlaşılmıştır.
Dilekçeler teatisi tamamlanmadan ön inceleme ve tahkikat duruşmalarına geçilemeyeceğinden kararın bozulmasına” karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyulmuş davacı kadının cevaba cevap dilekçesi davalı erkeğe tebliğ edilmiştir. Davalı erkek bozma öncesinde süresinde esasa cevap vermiş ancak bu dilekçesinde ziynet ve eşya iadesi talebinde bulunmamıştır. Yargıtay bozma ilamından sonra verdiği ikinci cevap dilekçesi ile ilk kez ziynet ve eşya iadesi talebinde bulunmuştur.
Bu durumda erkeğin cevap dilekçesi ile açılmış bir karşı davası bulunmadığı gibi esasa cevap süresi içinde ayrı bir dilekçe suretiyle de açılmış bir karşı davası bulunmamaktadır.
Ne var ki ikinci cevap dilekçesi ile talep ettiği ziynet ve eşya iade talebinin harçlandırıldığı gözönüne alındığında davalı erkeğin bu talebinin tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydıyla ve bundan sonra işin esasıyla ilgili hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2017/2619, K. 2018/1548, 7 Şubat 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama