KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2017/2727 E., 2018/3641 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Mart 2018
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Boşanma-Ziynet Alacağı
Karar Metni
288 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından, her iki dava yönünden, davacı kadın tarafından ise, katılma yoluyla reddedilen manevi tazminat talebi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre tarafların aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Davacı kadının yoksulluk nafakası isteğinin kabul edilebilmesi için boşanma yüzünden yoksulluğa düştüğünün belirlenmesi gerekir. Davacı kadının sosyal ekonomik durum araştırmasından ve dinlenen tanık beyanından çalıştığı anlaşılmaktadır. O halde, davacının çalıştığı işin ve gelirinin düzenli olup olmadığı, çalışıyor ise elde ettiği gelirinin kendisini yoksulluktan kurtarıp kurtarmadığının araştırılıp, yoksulluk nafakası (TMK m.175) isteğinin buna göre değerlendirilmesi gerektiği nazara alınmadan; eksik inceleme ile yazılı şekilde bu talebin kabul edilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
3-Türk Medeni Kanununun 174/2. maddesi, boşanmaya sebebiyet vermiş olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Toplanan delillerden evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davacı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK m. 4, TBK m. 50, 51) dikkate alınarak davacı kadın yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2017/2727, K. 2018/3641, 21 Mart 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama