KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2017/3068 E., 2017/14911 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2017
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Boşanma
Karar Metni
242 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
04.03.2013 tarihinde davacı erkek tarafından açılan boşanma davası sonucunda tarafların Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesi gereğince boşanmalarına karar verilmiş, mahkemenin gerekçeli kararı, aradan 4 yıl geçtikten sonra 04.04.2017 tarihinde davalı kadına tebliğ edilmesi üzerine, davalı süresi içerisinde kararı temyiz etmiştir.
Davalı, temyiz dilekçesinde, boşanma kararından sonra eşi ile barışıp 4 yıl boyunca eşi ile birlikte yaşadıklarını, evliliklerinin bu kadar süre fiilen devam ettiğini ve bu sürede ortak çocukları ...’un dünyaya geldiğini ileri sürmüştür.
Kararın 4 yıl gibi uzun bir süre geçtikten sonra tebliğe çıkarılması, Türk Medeni Kanunun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralına aykırı olduğunu göstermesi yanında, bu süre içinde tarafların birlikte yaşamaya devam etmesi ve 18.09.2014 doğumlu ortak çocuğun dünyaya gelmiş olması davacı erkeğin boşanma iradesinden vazgeçtiğini ve tarafların geçmiş hadiseleri de karşılıklı olarak affettiklerinin kabulünü gerektirir.
Bu bakımdan kararın oluşmasından sonra uzun süre tarafların birlikte yaşamaya devam etmeleri olgusu, hükmün sonucuna etkilidir. Gerçekleşen duruma göre boşanma iradesinin samimi olmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar vermek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2017/3068, K. 2017/14911, 19 Aralık 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama