KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2017/3742 E., 2018/13957 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Aralık 2018
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Boşanma
Karar Metni
307 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı erkek tarafından, kusur belirlemesi, tazminatlar, nafakalar ve velayet düzenlemesi yönünden; davalı kadın tarafından ise, tamamına yönelik olarak temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen günü 04.12.2018 günü tebligata rağmen taraflar adına kimse gelmedi. İşin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle başka bir kadınla birlikte yaşamak suretiyle sadakat yükümlülüğüne aykırı tutum ve davranışlar sergileyen, birlik görevlerini yerine getirmeyen, ekonomik şiddete dönük davranışlarda bulunan ve eşine hakaret edip onu aşağılayan davacı erkeğin, eşine ağır hakaretler eden, ona karşı fiziksel şiddete yönelik davranışlarda bulunan ve birlik görevlerini yerine getirmekte ihmal gösteren davalı kadına nazaran boşanmaya sebep olan olaylarda ağır kusurlu olduğunun, mevcut olaylara göre evlilik birliğinin devamı eşlerden beklenmeyecek derecede sarsıldığının,
evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakmımından korunmaya değer bir yararın belirlenemediğinin, davalının davaya karşı koymasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde bulunduğunun, böylelikle Türk Medeni Kanunu'nun 166/2. maddesi koşullarının oluştuğunun anlaşılmasına göre; davacı erkeğin tüm, davalı kadının ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Davalı kadının yoksulluk nafakası talebi hakkında olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmaması usul ve kanuna aykırı olup, hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2017/3742, K. 2018/13957, 4 Aralık 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama