KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2017/4082 E., 2018/11599 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Ekim 2018
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Boşanma
Karar Metni
305 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından, nafakaların ve manevi tazminatın miktarı yönünden; davalı erkek tarafından ise tamamına yönelik olarak temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle ortak çocuk ...'ın karar tarihinden sonra ergin olduğunun, mahkemece, davalı erkeğe kusur olarak yüklenen eve kamera ve dinleme cihazı yerleştirdiği vakıalarının ispatlanamadığından kusur olarak yüklenemeyeceğinin, mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen diğer kusurlu davranışlara göre boşanmaya sebep olan olaylarda yine de erkeğin tam kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Mahkemece, tefhim edilen kısa karar ve buna uygun yazılan gerekçeli kararın hüküm fıkrasında davacı kadın yararına irat şeklinde yoksulluk nafakasına hükmedildiği halde, gerekçede toplu yoksulluk nafakası verildiği belirtilerek yoksulluk nafakası konusunda gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratılmıştır. Yoksulluk nafakası yönünden verilen bu karar usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
3-Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumlarına, paranın alım gücüne, kişilik haklarına, özellikle aile bütünlüğüne yapılan saldırının ağırlığına, manevi tazminat isteyenin boşanmaya yol açan olaylarda ağır ya da eşit kusurlu olmadığı anlaşılmasına nazaran davacı kadın yararına hükmolunan manevi tazminat azdır. Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile, Türk Borçlar Kanunu'nun 50 ve 51. maddeleri nazara alınarak daha uygun miktarda manevi tazminat (TMK m. 174/2) takdiri gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2017/4082, K. 2018/11599, 22 Ekim 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama