KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2017/663 E., 2018/12408 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Kasım 2018
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Boşanma
Karar Metni
321 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından kusur belirlemesi, reddedilen tazminatlar ve nafaka miktarı yönünden; davalı erkek tarafından ise kusur belirlemesi ve nafakalar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı erkeğin tüm, davacı kadının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Yapılan yargılama ve toplanan delillerden, tarafların mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışları yanında ayrıca davalı erkeğin kadının hamile olduğunu öğrenince, kadına çocuğu istemediğini söyleyerek, kürtaj olması konusunda baskı uygulayarak kürtaj olmasını sağladığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında, boşanmaya sebep olan olaylarda davalı erkeğin ağır kusurlu olduğu gözetilmeden tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü doğru olmamıştır.
3-Türk Medeni Kanunu'nun, 174/1. maddesi, mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceğini. 174/2 maddesi, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere boşanmaya sebep olan olaylarda davalı erkek ağır kusurludur.
Gerçekleşen bu kusurlu davranışlar aynı zamanda kadının kişilik haklarına saldırı teşkil eder niteliktedir. Davacı kadın yararına TMK m. 174/1-2 koşulları oluşmuştur. Kusurun ağırlığı tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile hakkaniyet kuralları gözetilerek kadın yararına uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı kusur belirlemesine bağlı olarak reddi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2017/663, K. 2018/12408, 5 Kasım 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama